Mahur (şiir) - dinle
Attila İlhan`ın bir şiiri, Ahmet Kaya şiiri besteleyerek Nisan 1993`te çıkan Tedirgin albümünde söylemiştir. Daha sonra Nazan Öncel de Ahmet Kaya`nın anısına çıkarılan Dinle Sevgili Ülkem albümünde bu parçayı seslendirmiştir. Ergüder Yoldaş, Ahmet Kaya`dan farklı olarak şiiri mahur makamında bestelemiştir, Nur Yoldaş da bu besteyle okumuştur.
Müjgan bir kadın ismi olup Arapça`da kirpik demektir. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan`ın idam edildiğini radyodan duyan Attila İlhan şiiri Karşıyaka`dan İzmir`e geçmek için bindiği vapurda oluşturmaya başlamıştır.
Biraz da Sen Ağla (albüm) - indir dinle
Ahmet Kaya öldükten sonra çıkarılan albümdür.
- Kürtçe açılış; söz:Gülten Kaya Hayaloğlu
- Bir de Sen Gitme; söz-müzik:Ahmet Kaya
- Halkların Kardeşliği Adına; söz:Orhan Kotan, müzik:Ahmet Kaya
- Oy Benim Canım; söz-müzik:Çetin Oraner
- Çökertme; söz-müzik:Anonim
- Çilli Kedi; söz-müzik:Ahmet Kaya
- Dağlarda Ölmek İsterim; söz:Yılmaz Odabaşı, müzik:Ahmet Kaya
- Niye Böyle Anne; söz-müzik:Ahmet Kaya
- Benden Selam Söyleyin; söz-müzik:Ahmet Kaya
- Jilet Yiyen Kız; söz:Atilla İlhan, müzik:Ahmet Kaya
- Sensiz Yaşayabilmirem; söz-müzik:Şenel Önaldı
- Nenni Bebek; söz-müzik:Anonim
- Selam Ederim Halkıma…; söz:Orhan Kotan
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski - dinle
Fyodor Mihailoviç Dostoyevski (Rusça: Фёдор Миха́йлович Достое́вский, ) ( d. Moskova 30 Ekim 1821, ö. Moskova - 9 Şubat 1881, Staraya, Rusya ) Rus yazar.
19. yüzyıl Rus yazarlarının arasında Tolstoy ile birlikte en önde gelen iki isminden biridir. İnsanın en gizli kalmış yönlerini erişilmez bir saydamlıkla ortaya çıkaran evrensel dahi. Kimi okur ve eleştirmenlere göre tüm zamanların en büyük romancısıdır.
Tam ismi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’dir. Babası bir ordu cerrahı, annesi bir tüccarın kızıydı. Annesinin yardımıyla evde başladığı eğitimini özel bir okulda sürdürdü. Babası sert ve acımasızdı. Annesinin koruyucu tavırlarına sığınıyordu. Annesini 15 yaşında kaybetti. 1837′de girdiği Petersburg Askeri Mühendis Okulu’nu bitirdi. Öğrencilik yıllarını Rus ve Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarının eserlerini okuyarak geçirdi. Kısa bir süre askerlik yaptıktan sonra ayrılıp edebiyatla uğraşmaya başladı. Topraklarında çalışan köylüler tarafından öldürülen babasından az bir miras kalmıştı. 1846′da İnsancıklar adlı ilk kitabını yazdı. 1854′te basılan bu roman ilk Rus toplumsal romanı sayılır. Bu eserin basılmasından sonra ünlendi. 1846′da yazdığı ikinci romanı “Öteki” yeterli ilgiyi görmedi. Ünü giderek kayboldu. 1851 tarihli Ev Sahibesi, 1848′de yazdığı Beyaz Geceler ile Yufka Yürekli romanları da ilgi görmedi. 1849′da yazdığı Netoçka Nezvanova romanı da beklenen başarıyı getirmedi.
Politikayla ilgilenmeye başladı genç liberallere katıldı. Çar 1. Aleksandr’ın güvenlik güçleri tarafından, “devleti yıkmaya çalıştığı” suçlamasıyla arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı. İdama mahkum edildiler. Kendisinin kurşuna dizilmesi hazırlıklarını izlemek onda derin etkiler bıraktı. Kendinden önce sıraya dizilen beş kişi kurşuna dizildi ancak kendisiyle beraber diğer dört kişi idamdan son anda kurtuldu. Sibirya’da 4 yıl ağır hapse ve 4 yıl askerlik yapmaya mahkûm edildi. Sibirya’daki cezaevi günlerinde birlikte yaşadığı ilişkileri, aşkları, mahkûmları gözlemleyerek Rus halkını daha yakından tanıma fırsatı buldu. Ancak zor koşullar nedeniyle sara nöbetleri geçirmeye başladı. Bu rahatsızlığın etkileri de birçok eserine yansıdı. 1854′te cezaevinden çıkıp askerliğe başladı. Subaylığa kadar yükseldi. 1857′de dul bir kadınla evlendi. Bu evlilik maddi sorunlarını artırdı. Tekrar yazmaya karar verdi. Askerlik cezasının da bitmesi üzerine Petesburg’a döndü. Yeni Çar II. Aleksandr’ı destekledi. Kardeşi Mihail ile birlikte “Vremya” adlı bir dergi çıkardı. Bu dergi ve dergide yayınlanan romanları yeniden tanınmasını ve eski ününü kazanmasını sağladı. 1862′de Fransa, İngiltere ve İtalya’yı kapsayan bir yurtdışı gezisi yaptı. Aynı yıl dergi kapatıldı. Dostoyevski, Almanya’nın Wiesbaden kentine gitti. Burada kumara başladı.
Rusya’ya dönüşünde “Epoha” isminde yeni bir dergi çıkardı. 1864′te eşini ve kardeşi Mihail’i kaybetti. Borca battı. Kurtulmak için Avrupa’ya kaçtı. Wiesbaden’de kumarda bütün parasını kaybetti. Yayıncısından borç alıp 1865′te Rusya’ya döndü. 1867′de steno ile romanlarının yazımında kendisine yardım eden Anna Snitkina ile evlendi. Bir kere daha borca boğulduğu için yeni eşiyle yine yurt dışına çıktı. Yoksulluk ve para peşinde ülke ülke dolaştı. Ama romanlarını yazmayı da sürdürdü. Bir kere daha yayıncısının desteğiyle St.Petersburg’a döndü. Tutucu bir haftalık dergi olan Grajdaninin başına geçti. Bir yıl sonra bıraktı.
Bu dönemde eski itibarını ve ününü tekrar kazandı. 1872 yılında yayımladığı Ecinniler adlı romanı birçokları tarafından tüm zamanların en iyi siyasi romanı olarak kabul edilir. Kitap nihilizm, ateizm ve Batı düşüncesinin Rusya üzerindeki etkilerini ele alır. En büyük romanı Karamazov Kardeşleri yazmaya 1879′da başladı. 1880′de şair Aleksander Puşkin’in ölüm töreninde konuşmayı o yaptı. Petersburg Bilim ve Sanat Akademisi’nin edebiyat bölümüne seçildi. Yaşamının son döneminde Petersburg yakınlarında küçük bir kasaba olan Staraya Russa’da yaşadı. 9 Şubat 1881′de burada yaşamını yitirdi. Günümüzde de en çok okunan yazarlar arasında yer alır.
Eserlerinin içeriği ve etkisi
Eserlerinde iki dünya savaşı arasında yaşayan bir kuşağı rahatsız eden ahlaksal, dinsel, siyasal konuları etkileyici bir dil ve ustalıkla dile getirmiştir. Roman kahramanları genellikle kötü yaşam koşullarında yaşayan insanlardır. Bu roman kişileri birbirinden farklı uç düşüncelerle zamanın Rusya’sını politik , sosyal ve ruhsal analizler yoluyla incelerler. Gözlemlerinin keskinliği, ayrıntılara verdiği önem, karmakarışık yaşamından çıkardığı sağlam karakterleri ve roman kurgulamadaki ustalığıyla Avrupa’da ve ülkesinde kendisinden sonra gelen hemen tüm yazarlar üzerinde etkili oldu. Bunlar arasında Alman Edebiyatının önde gelen yazarlarından Hermann Hesse, Franz Kafka, Alman filozof Friedrich Nietzsche, Fransız yazar Marcel Proust ve Amerikalı yazar Ernest Hemingway yer alır. 20. yy yazarları arasında Dostoyevski kadar etkileri çok genis alanlara yayılmıs baska bir yazar yoktur ( çok az Dostoyevski karşıtı vardır : Vladimir Nabokov, Henry James, Joseph Conrad ve D.H Lawrence bunlar arasındadır). Batılı ülkelerin edebiyat ve düşün yaşamında önemli bir rol oynamıştır. Birçok aydın kendisini Varoluşçuluk akımının temel kaynaklarından biri sayar.
1997 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali - indir dinle
Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finalleri
1997 Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye Finali
1 - Gece - Burcu Güneş, [[1]]
2 - Aşkıma inan - Serdar Aydemir
3 - Dördüncü boyut - Şebnem Özsaran, [[2]]
4 - Dinle - Şebnem Paker, [[3]], [[4]], [[5]]
5 - Hiç gitme - Sevan Deniz
6 - Şarkı - Tüzmen & Elçin Engin, [[6]]
7 - Sevda bu dostum - Tuba Önal, [[7]]
8 - Seninle - Erdal Çelik, [[8]]
9 - Sen nerede ben orada - Pınar Karakoç (Pınar Ayhan), [[9]]
10 - Sevda - Ece Sandallı, [[10]]
Necdet Koyutürk - dinle
Necdet Koyutürk (1921-1988)
Necdet Koyutürk; Türk tangosunun unutulmaz ismi, Akordeon sanatçısı, orkestra şefi, düzenlemeci ve bestecidir. 28 Ekim 1921 tarihinde Ankara’da doğmuştur. Küçük yaşlarıdan itibaren zamanın Türiye’ye yerleşen yabancı hocalarından müzik eğitimi almaya başlamış, gençlik yıllarında ise Demirhan Altuğ’dan armoni, Cemal Reşit Rey’den ise orkestra şefliği ve kompozisyon dersleri almıştır. Bu etkin ve kaliteli müzik eğitiminden sonra son derece üretken bir kariyer izlemiştir.
1938 senesinden itibaren besteci olarak eserler üretmeye başlamıştır. Besteleri büyük çoğunlukla Tango türündedir.. Zamanın orijinal Arjantin Tango sound’dunu çok iyi özümsemiştir. Tango’nunu Avrupa’da, özellikle Alman müzik ekolünden etkilenerek karşılaştığı yapı değişikliğine aldırmadan, Türk Tango ekolünü ve dolayısıyla günümüze dek anılan müziğini yaratmıştır.
Aldığı armoni, kontrapuan ve aranjörlük eğitimlerinin sayesinde; gerek kabuledilen uluslararası müzik ve tango formunu ve gerekse Türk Müziği etkilerini bestelerinde ustaca harmanlamıştır. 1935 - 1980 arası oluşan hemen hemen tüm müzik akımlarını incelemiş ve tango dışı çalışmalarında bunları son derece başarı ile birleştirmiştir.
Bugün dahi çok sevilen Tangosu olan Papatya’yı 1943 senesinde askerlik hizmeti sırasında bestelemiştir. Bu şarkının kayıtları hem Türkiye’de, hem de İngiltere’de 1948 senesinde 78 devirli taş plak olarak baılmış ve yayınlanmıştır. Bu plak; yurt dışında basılan ilk Türkçe Beste olarak tarihe geçmiştir.
Necdet Koyutürk; 1949 senesinden sonra orkestrası ile İstanbul Radyosunda Tango programlarına
başladı. 30 sene boyunca her hafta Tango çalmış ve Türk Müzik hayatı içinde Tango’nun yer almasına, çok sesli müziğin ülkede yerleşmesine büyük katkı sağlamıştır.
O zamandan beri uluslararası tango sahnelerince de tanınır olmuştur. Tango’nun yanısıra günün müziklerini kapsayan çok büyük bir repertuar ile Türkiye’yi ziyaret eden Mareşal Tito ve Irak Kralı Faysal gibi yabancı devlet adamlarına verilen davetlerin de değişmez orkestrası olmuştur.
En önemli eserleri arasında unutulmaz bestesi Papatya’nın yanısıra; Dinle Sevgili, Rüzgar Gibi Geçti, Şüphe, Yıllar Var ki, Yıldızlar Düşerken, Seven Bilir, İnan ki Sevgilim, Unutmak İstiyorum, Başbaşa Kalınca,Yalnızlar Rıhtımı (aynı isimli film için bestelenmiştir.)
sayılabilir.
Eserleri yabancı şarkıcılar tarafından da okunmuştur. Bunlar arasında Bulgar
Lili Ivanova, İsrail’den Yaffa Yarkoni ilk akla gelenlerdir.
Çocukları Erdener (1951) solist ve besteci, Özdener (1956) Piyanist, besteci ve aranjör olarak bugün hâlâ Tango alanında önemli çalışmalara imza atmaktadırlar.
Necdet Koyuturk 19.Ekim.1988 tarihinde İstanbul’da ölmüştür.
Solunum sistemi - indir dinle
Solunum sistemi, kandaki CO2 gazının O2 gazı ile yerdeğiştirmesini sağlayan sistem.
Solunum sisteminde burun ve ağız yardımıyla dışarıdan alınan havanın içindeki oksijen yutak, gırtlak ve soluk borusundan geçtikten sonra akciğerlere gelir. Bronş ve bronşçuklardan sonra alveollere gelir. Alveollerden kana geçer. Kan, hücrelere oksijeni taşır. Hücreler bu oksijeni kullanarak enerji elde ederler. Kan yardımıyla CO2, tekrar alveollere gelir. Alveollerin içindeki kılcal damarlarda bulunan karbondioksit bronşçuk, bronş, soluk borusu, gırtlak ve yutaktan geçtikten sonra bu sefer ağız ve burundan dışarı çıkar.
Solunum sistemi şu organlardan oluşur.
- Burun
- Akciğer
- Bronş
- Bronşçuk
- Alveol
- Diyafram
Burun, solunum sisteminin dışarı açılan kısmıdır. Burun içindeki kıllar ve nemli yüzey havanın içindeki tozların tutulmasını sağlar. Ayrıca burun içindeki nemli yüzey ve burun içinin kıvrımlı oluşu soğuk havalarda, havanın ısınarak akciğerlere gitmesini sağlar. Burnun en uç kısmındaki koklama sinir uçları havadaki küçük parçacıklar tarafından uyarılarak koku alma faliyetini yapar.
Yutak, yutak ağız ve burun boşluğunu soluk ve yemek borusuna birleştiren kısımdır.
Soluk borusu, yutak ile akciğer arasında kalan 10-12cm uzunluğundaki borudur. Soluk borusunun başlangıç bölümü gırtlaktır. Gırtlakta ses telleri vardır. Ayrıca küçük dil yutkunurken soluk borusunu kapatır. Soluk borusunun iç yüzeyi nemli ve tüylerle kaplıdır. Bunlar soluk borusuna kaçan toz vb. maddeleri yakalayarak öksürük ve balgamla dışarı atar. Soluk borusunun alt kısmı bronş adı verilen iki kola ayrılır. Bronşlardan biri sağ, diğeri sol akciğere bağlanır. Soluk borusu üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşmuştur.
Akciğerler, gögüs kafesi içinde yer alan akciğerler solunumun en önemli organıdır. Akciğerler
Plevra adı verilen sağlam bir zarla çevrilir. Akciğerleri darbe, basınç gibi dış etkenlerden korur. Akciğerler sağ ve sol olmak üzere iki parçadır. Ayrıca her bir parça lob denilen bölümlere ayrılmıştır. Sağ akciğer üç, sol akciğer iki lobtan oluşur. Bronşlar akciğerlere girdikten sonra daha ince dallara ayrılır. Bu ince dallara bronşçuk denir. Bronşçuklar üzüm salkımı şeklinde hava keseleri ile sonlanır. Bu hava keselerine alveol denir. Alveoller akciğer yüzeyinin daha geniş olmasını sağlar. Bu özellik solunumu kolaylaştırır. Hava ile kan arasındaki gaz alışverişi alveollerde yapılır.
Soluduğumuz hava normalde %21 oksijen, %78 azot, %1 oranında diğer gazları içermektedir. İnsan soluduğumuz havada bulunan %21 oranındaki oksijenin sadece %5-%6 sını kullanırız.
Solunum kendiliğinden, sessiz, ağrısız, kolaylıkla gerçekleşir. Solunum sayısı erişkinde 15-20 kez/dk, çocukta 20-30 kez/dk, bebekte 30-40 kez/dk arasındadır.
Solunum BAK-DİNLE-HİSSET yöntemiyle saptanır.
- Bak, göğüs kafesi kalkıyor iniyor mu ?
- Dinle, soluk sesi duyuluyor mu ?
- Hisset, soluk yanağa geliyor mu ?
Bu soruların yanıtları olumsuzsa ya da ağza burna ayna veya cam tutulduğunda buharlaşma olmuyorsa solunum yok demektir. Solunum durduğunda dokular oksijenlenemeyeceği için dudaklar ve tırnaklar siyanotiktir (morarmıştır).
Oksijen yokluğunda görülebilecek sorunlar şunlardır.
- 0 -1.dakikada kardiyak hassasiyet ( aritmi vb.)
- 1 -4.beyinde hasara eğilim
- 4 -6. beyin hasarı başlar
- 6 -10. beyin hasarı artar
- 10 + geri dönüşsüz beyin hasarı
Suni Solunum
Bir kazazedenin yanına varıldığında ilk önce ABC kontrol edilerek sürekliliği sağlanmalıdır.
- A ( Airway ) : Soluk yolunun açıklığının saptanması ve sürekliliğinin sağlanmasıdır.
- B ( Breathing ): Solunumun varlığının saptanması ve sürekliliğinin sağlanmasıdır.
- C(Circulation):Dolaşımın (nabzın varlığının) saptanması ve sürekliliğinin sağlanmasıdır.
Bu basamakta solunum yolunun açıklığının saptanması ve sürdürülmesi yapılır.Bilinçsiz ya da yerde yatan bir kişiye rastlandığında, öncelikle kişi omuzlarından hafifçe sarsılarak iyi misiniz ? sorusu sorulmalıdır. Yanıt alınamıyorsa, hemen baş-çene yöntemiyle baş geriye yatırılır.
Soluk yolunun açıklığı sağlandıktan sonra, bak-dinle-hisset ile 10 saniye(geçmeyecek şekilde) solunum değerlendirilir. Kişinin solunumu yoksa, hemen suni solunuma başlanılmalıdır. Önce, her biri bir saniye sürecek şekilde, iki kurtarıcı soluk verilir. Her soluk verildiğinde göğüs kafesinin yükselişi; soluğun ardından ise, soluk veren başını kaldırır, solunumun geri çıkışını ve bu arada göğüs kafesinin inişini izler. Verilecek soluk miktarı, göğüs kafesini yükseltecek kadar olmalıdır. Çok fazla ve güçlü soluk vermenin yararlı olmadığı tespit edilmiştir. O nedenle, bir saniye sürecek şekilde aldığınız nefesi (balon üfler gibi) verilmelidir.
Nabza bakılmadan hemen göğse bası ve suni solunum şeklinde TYD uygulanır (2005 kurallarından önce nabza bakılırken sağlık personeli dışındaki kişilerin bakması artık önerilmiyor).
Boşnakça - dinle
Boşnakça (bosanski jezik, bosanski), Bosna-Hersek’in resmi dilidir. Ülkenin nüfusunun yarıdan fazlasını oluşturan Boşnaklar tarafından konuşulur. Özellikle son yıllarda Hırvatça ve Sırpça’dan hem biçim, hem sözcük dağarcığı bakımından iyice farklılaşmaya başlamıştır.Hırvatça gibi Latin abecesiyle yazılır.
Hırvatça gibi Latin abecesiyle yazılır.
Boşnakça alfabesi 30 harften oluşur. Bunlardan 4ü sesli harf, 26sı ise sessiz harftir.
- A a - Aynen Türkçe’deki ‘A’ sesini verir. Örnek: advokat (avukat) Okunuşu: advokat
- B b - Aynen Türkçe’deki ‘B’ sesini verir. Örnek: bife (büfe) Okunuşu: bife
- C c - Türkçe’deki ‘TS’ harflerinin birlikte okunmasıyla çıkan sesdir. Örnek: cilindar (silindir) Okunuşu: tsilindar
- Č č - Türkçe’deki ‘Ç’ sesini verir. Örnek: čanak (çanak) Okunuşu: çanak
- Ć ć - Yine Türkçe’deki ‘Ç’ sesini verir, ama çoğunlukla sözcük sonunda bulunur. Örnek: ćevap (kebap) Okunuşu: çevap
- D d - Aynen Türkçe’deki ‘D’ sesini verir. Örnek: dugme (düğme) Okunuşu: dugme
- Đ đ - Türkçe’deki ‘C’ sesini verir. Örnek: đubre (gübre) Okunuşu: cubre
- Dž dž - Yine Türkçe’deki ‘C’ sesini verir. Örnek: džep (cep) Okunuşu: cep
- E e - Aynen Türkçe’deki ‘E’ sesini verir. Örnek: eksperiment (deney) Okunuşu: eksperiment
- F f - Aynen Türkçe’deki ‘F’ sesini verir. Örnek: fes (fes) Okunuşu: fes
- G g - Aynen Türkçe’deki ‘G’ sesini verir. Örnek: guverner (yönetici) Okunuşu: guverner
- H h - Aynen Türkçe’deki ‘H’ sesini verir. Örnek: harač (haraç) Okunuşu: haraç
- I i - Aynen Türkçe’deki ‘İ’ sesini verir. Örnek: istoričar (tarihçi) Okunuşu: istoriçar
- J j - Bu harf Türkçe ‘Y’ gibi okunur. Örnek: jelek (yelek) Okunuşu: yelek
- K k - Aynen Türkçe’deki ‘K’ harfi gibi okunur. Örnek: kupus (lahana) Okunuşu: kupus
- L l - Aynen Türkçe’deki ‘L’ harfi gibi okunur. Örnek: licej (lise) Okunuşu: litsey
- Lj lj - Türkçe ‘LY’ gibi okunur. Ancak buradaki ‘Y’ sesi çok kısa ve belirsiz söylenir. Örnek: ljubav (aşk) Okunuşu: lyubav
- M m - Aynen Türkçe’deki ‘M’ sesini verir. Örnek: mitologija (mitoloji) Okunuşu: mitologiya
- N n - Aynen Türkçe’deki ‘N’ sesini verir. Örnek: nelogičan (mantıksız) Okunuşu: nelogiçan
- Nj nj - Türkçe ‘NY’ gibi okunur. Ancak buradaki ‘Y’ sesi de çok kısa ve belirsiz söylenir. Örnek: njuh (koku) Okunuşu: nyuh
- O o - Aynen Türkçe’deki ‘O’ sesini verir. Örnek: otisak (damga) Okunuşu: otisak
- P p - Aynen Türkçe’deki ‘P’ sesini verir. Örnek: papagaj (papağan) Okunuşu: papagay
- R r - Aynen Türkçe’deki ‘R’ sesini verir. Örnek: račun (hesap) Okunuşu: raçun
- S s - Aynen Türkçe’deki ‘S’ sesini verir. Örnek: samokritika (özeleştiri) Okunuşu: samokritika
- Š š - Türkçe ‘Ş’ sesinin aynısıdır. Örnek: šolja (fincan) Okunuşu: şolya
- T t - Aynen Türkçe’deki ‘T’ sesini verir. Örnek: tuš (duş) Okunuşu: tuş
- U u - Aynen Türkçe’deki ‘U’ sesini verir. Örnek: ulica (cadde) Okunuşu: ulitsa
- V v - Aynen Türkçe’deki ‘V’ sesini verir. Örnek: vino (şarap) Okunuşu: vino
- Z z - Aynen Türkçe’deki ‘Z’ sesini verir. Örnek: zumbul (sümbül) Okunuşu: zumbul
- Ž ž - Türkçe ‘J’ sesinin aynısıdır. Örnek: žaba (kurbağa) Okunuşu: jaba
Boşnakçada da diğer batı dillerindeki gibi nesnelerin cinsiyetleri vardır.
- İsimlerde cinsiyet aşağıdaki şekilde kullanılır:
- Dişil nesneler (”a” ile biter)
- Eril nesneler (genellikle sessiz bir harf ile biter)
- Nötr (genellikle “o” ile biter)
- İstisnalar dışında bu kurallar kelimelerde genellikle geçerlidir.
Örnekler:
- Olovka- Kalem (dişil)
- Sat- Saat (eril)
- Staklo- Cam (nötr)
İsimler kişileri mekan ya da herhangi bir şeyi tanımlamak için kullanılan kelimelerdir. Boşnakçada her ismin bir cinsiyeti vardır: İsimler dişil, eril ya da nötr olduklarını bildirir.
i) Eril (tekil) isimler sessiz harfle biterler. (çoğunlukla eril isimler):Örnekler:
Şehir Grad
Bilgisayar Kompjuter
Oğlan Dječak-(dyeçak)
ii) Eril (çoğul) isimler “i” harfi ile biter : Örnekler:
Şehirler Gradovi
Bilgisayarlar Kompjuteri
Oğlanlar Dječaci-(Dyeçatsi)
iii) Dişil isimler genellikle “a” harfi ile biterler. Çok az bir kısmı sessiz harfle bitebilir. : Örnekler:
Kedi Mačka - (maçka)
Kız Djevojka - (dyevoyka)
Nokta Tačka - (taçka)
iv) Dişil (çoğul) isimler “e” ya da “i” harfi ile biterler :Örnekler:
Kediler Mačke
Kızlar Djevojke
Noktalar Tačke
v) Nötr (tekil):Örnekler:
Ayna Ogledalo
Bölge Mjesto-(myesto)
vi) Nötr (çoğul):Örnekler:
Aynalar Ogledala
Bölgeler Mjesta
İsimlerde hal
1) Eril isimler
Yalın hali : grad - şehir
-in hali : grada - şehirin
-e hali : gradu - şehire
-i hali : grad - şehiri
-le, -la hali : gradom - şehirle
-de hali : gradu - şehirde
-hitap : grade! Ey şehir!
2) Dişil isimler
Yalın hali:djevojka - kız
-in hali : djevojke - kızın
-e hali : djevojci - kıza
-i hali : djevojku - kızı
-le, -la hali : djevojkom - kızla
-de hali : djevojci - kızda
-hitap : djevojko! - Hey kız!
3) Nötr isimler
Yalın hali :ogledalo - ayna
-in hali : ogledala - aynanın
-e hali : ogledalu - aynaya
-i hali : ogledalo - aynayı
-la,-la hali: ogledalom aynayla
-de hali : ogledalu - aynada
-hitap : ogledalo! - Ey ayna!
Note: İsimlerde cinsiyet tanımlamaları ( the , a) Boşnakçada kullanılmaz, ama kelime içinde kolaylıkla anlaşılır.
- 10=deset
- 11=jedanaest
- 12=dvanaest
- 13=trinaest
- 14=četrnaest
- 15=petnaest
- 16=šesnaest
- 17=sedamnaest
- 18=osamnaest
- 19=devetnaest
- 20=dvadeset
- 21=dvadeset jedan
- 22=dvadeset dva
- 30=trideset
- 40=četrdeset
- 50=pedeset
- 60=šezdeset
- 70=sedamdeset
- 80=osamdeset
- 90=devedeset
- 100=sto, stotina
İbrahim Muteferrika - dinle
İbrahim Müteferrika (d.1674 - ö.1745) Macar asıllı Osmanlı müteferrika, matbaacı, yayımcı, yazar ve çevirmen. Osmanlı devletinde basımevi kurup Türkçe kitap yayımlayan ilk kişidir.
Bugünkü Romanya’da Kolozsvar kasabasında doğdu. 1692 yılında İkinci Viyana Kuşatması’ndan sonraki savaşlarda Osmanlılara esir düştü. Müslüman oldu ve Türkçe öğrendi. Osmanlı devletinin kanun ve yöntemlerini kısa sürede kavrayarak hızla yükseldi ve mütefferika oldu. İslâm’ın inançlarını açıklayan “Risale-i İslâmiye” adlı küçük bir kitap yazdı. 1715 yılında III. Ahmet’in bir mektubunu Viyana’ya Prens Eugene’e götürdü.
İstanbul’da bir basımevi kurmak isteyen Sait Efendi ile tanıştıktan sonra bu işi gerçekleştirmek için çalışmalara başladı. Sadrazam Damat İbrahim Paşa onların düşüncelerini destekledi. Önce Şeyhülislâm Abdullah Efendi’den dinle ilgili olmayan eserlerin basılabileceği yönünde bir fetva alındı. Makina ve kalıplar yurtdışından getirtildi. Yalova’da bir kağıt fabrikası kuruldu. İbrahim Müteferrika 1727 yılında ilk matbaayı açmayı başardı. İlk olarak “Vankulu Lûgatı” adında Arapça-Türkçe bir sözlük bastı. Ardından tarih ve coğrafya ilgili on altı eser daha yayımladı. 1743′te bir atama emrini götürmek için Dağıstan’a gitti. Bu yolculuğun ardından 1745 yılında öldü.
Eurovision’da Türkiye - dinle
Eurovision’da Türkiye.Türkiye, Eurovision’a 1975 Eurovision Şarkı Yarışması’nda Semiha Yankı ve şarkısı Seninle Bir Dakika ile katılmıştır.
1973′te Türkiye’nin yalnızca izleyici olarak tanıdığı Eurovision Şarkı Yarışması’na 1975′te TRT tarafından katılma kararı alındı. Türkiye elemeleri başlamadan, bahsekonu yarışma ülke gündeminin birinci sırasına yerleşti.
Türkiye, zor bir dönem yaşıyordu. Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından kendisini dünyadan soyutlanmış ve yalnız hisseden Türkiye, bir moral çıkışı bulmuştu. Sokakta, evlerde, işyerlerinde, kahvelerde, her yerde Eurovizyon konuşuluyordu. Yorumlar yapılıyor, bahisler tutuluyordu. Ambargo, şiddet, ekonomik sıkıntılar ve yoklukların önemi birden bire azalmıştı.
Türkiye’nin Eurovision’a katılmaması gerektiğini savunanlar da çıkıyordu. Bu yönde gelen tepkilerin en ilginci Dışişleri Bakanlığı kaynaklıydı. Bakanlık, Eurovision Şarkı Yarışması’na katılmanın, “Türkiye’nin tanıtımı açısından yararlı olmayacağı” görüşünde olduğunu açıkladı.
| Yıl | Şarkıcı | Şarkı | Puan | Derece | Ulusal Final |
| 1956-1974 | katılmadı | ||||
| 1975 | Semiha Yankı | Seninle Bir Dakika | 3 | 19/19 | |
| 1976 | katılmadı | ||||
| 1977 | katılmadı | ||||
| 1978 | Nilüfer & Grup Nazar | Sevince | 2 | 18/20 | |
| 1979 | çekildi | ||||
| 1980 | Ajda Pekkan | Petrol | 23 | 15/19 | |
| 1981 | Modern Folk Üçlüsü & Ayşegül Aldinç | Dönme Dolap | 9 | 18/20 | |
| 1982 | Neco | Hani | 20 | 15/18 | |
| 1983 | Çetin Alp & Short Waves | Opera | 0 | 19/20 | |
| 1984 | Beş Yıl Önce On Yıl Sonra | Halay | 37 | 12/19 | |
| 1985 | MFÖ | Diday Diday Day | 36 | 14/19 | |
| 1986 | Klips ve Onlar | Halley | 53 | 9/20 | |
| 1987 | Seyyal Taner & Lokomotif | Şarkim Sevgi Üstune | 0 | 22/22 | |
| 1988 | MFÖ | Sufi | 37 | 15/21 | |
| 1989 | Grup Pan | Bana Bana | 5 | 21/22 | |
| 1990 | Kayahan Açar | Gözlerinin Hapsindeyim | 21 | 17/22 | |
| 1991 | İzel,Reyhan Karaca,Can Uğurluer | İki Dakika | 44 | 12/22 | |
| 1992 | Aylin Vatankoş | Yaz Bitti | 17 | 19/23 | |
| 1993 | Burak Aydos | Esmer Yarim | 10 | 21/25 | |
| 1994 | geçen sene son 4′e kaldığı için katılamadı. | ||||
| 1995 | Arzu Ece | Sev | 21 | 16/23 | |
| 1996 | Şebnem Paker | Beşinci Mevsim | 57 | 12/23 | |
| 1997 | Şebnem Paker & Grup Etnik | Dinle | 121 | 3/25 | |
| 1998 | Tüzmen | Unutamazsın | 25 | 14/25 | |
| 1999 | Tuğba Önal & Grup Mistik | Dön Artık | 21 | 16/23 | |
| 2000 | Pınar Ayhan & Grup SOS | Yorgunum Anla | 59 | 10/24 | |
| 2001 | Sedat Yüce | Sevgiliye Son | 41 | 11/23 | |
| 2002 | Buket Bengisu & Grup Safir | Leylaklar Soldu Kalbimde | 29 | 16/24 | |
| 2003 | Sertab Erener | Every Way That I Can | 167 | 1/26 | |
| 2004 | Athena | For Real | 195 | 4/24 | |
| 2005 | Gülseren | Rimi Rimi Ley | 92 | 13/24 | |
| 2006 | Sibel Tüzün | Süper Star | 91 | 11/24 | |
| 2007 | Kenan Doğulu | Shake It Up Şekerim | 163 | 4/24 | |
| 2008 | belli değil | belli değil | * | * |
- Birleşik Krallık, 120 puan
- İrlanda, 119 puan
- İspanya, 115 puan
- Yugoslavya, 80 puan
- İtalya, Hollanda, ve Malta, 76 puan
- Almanya, 108 puan
- Fransa, 88 puan
- Hollanda, 74 puan
- İsviçre, 60 puan
- Belçika, 54 puan
Alâeddin Yavaşça - dinle
Alâeddin Yavaşça, (d. 1 Mart 1926, Kilis). Klasik Türk Müziği sanatçısı.
1951 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp fakültesini bitirdi ve Haseki Hastanesi 1. Kadın Doğum Mütehassısı olarak mesleki görevine başladı. 1985 yılından hekimlik görevini bıraktığı 1990 yılına kadar Haseki Hastanesi başhekimliğini yaptı.
Dr. Alâediin Yavaşça’nın musiki hayatı, daha 8 yaşındayken Batı musikisi keman dersleri ile başlamıştır. İstanbul’a gittikten sonra,Sadettin Kaynak,Münir Nurettin Selçuk, Dr. Suphi Ezgi, Hüseyin Sadeddin Arel, Zeki Arif Ataergin, Nuri Halil Poyraz, Refik Fersan, Mes’ud Cemil, Ekrem Karadeniz, Süleyman Ergüner, Dr. Selahaddin Tanur gibi üstadlardan istifadeler sağlamış, İstanbul Belediye Konservatuvarı İleri Türk Müziği Konservatuvarı,İstanbul Üniversitesi Korosu gibi kuruluşlarda icra kabiliyetini ve musiki bilgisini geliştirdikten sonra 1950 yılında açılan imtihanı kazanarak İstanbul Radyosunda solist icracı olmuş, zamanla Türkiye Radyolarında ve T.R.T. bünyesinde Danışma, Denetleme ve Repertuar kurullarında önemli görevler almış, 1967′den bu yana solistliği yanında koro yöneticiliği de yapmıştır.
Türk Musikisinde Devlete bağlı ilk Konservatuvarın kurucuları arasında yer almış, 1976′dan itibaren Türk Musikisi Devlet Konservatuvar’nın Yönetim Kurulunda ve öğretim kadrosunda çalışmıştır. Konservatuvar YÖK (Yüksek Öğretim Kurulu) yasasıyla İstanbul Teknik Üniversitesine bağlandıktan sonra 1990′da İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Profesörlüğüne atanmış ve Ses Eğitimi Bölüm Başkanlığı’na getirilmiştir.
İcracılığı yanında 140 civarında beste, semai, şarkı, çocuk şarkıları, çeşitli saz eserleri (peşrev,saz semai,medhal,etüd)dini sahada da mevlevi ayini ve ilahi formunda besteleri vardır.
1950′li yılladan bu yana yurt içi ve yurt dışı birçok konserler vermiştir. Yurt dışı konserler için iki defa Amerika Birleşik Devletlerine davet edilmiş ve 5 konser vermiştir. 1988 yılında BBC’nin Londra Queen Elizabeth Hall’da tertiplediği ‘Müzik Festivali’ne davet edilmiş,orada da 3 konser,ayrıca Almanya’da; Berlin, Köln, Hamburg ve Aachen’de muhtelif konserler vermiştir. Dr. Alaeddin Yavaşça’nın bir uzun çaları (LP), 25 adet 78′lik plağı, 15 adet 45′lik plağı mevcuttur.
Kendisine 1991 yılında ‘Devlet Sanatçısı’ unvanı verildi. Ayten Yavaşça ile evlidir.
- Kasımpaşa Askeri Deniz Hastanesi Hizmet Karşılığı 04/05/1973
- Pamukkale Altın Horoz Beste yarışmasında Altın Horoz 21/06/1973
- Milliyet Gazetesi Beste Yarışması “Ağlar Gezerim” 1974
- Ankara Jinekoloji Derneği (ihtisasta 25 Yılı Doldurma nedeniyle)
- Yıldız Üniversitesi San’at Bayramı Münasebetiyle 1980 (Sempozyumdaki Bildiri için) 1983
- Ehl-i Kur’an Cemiyeti yararına verilen Konser dolayısıyla 1984
- Bezm-i Alem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi (6.5 Yıllık Hizmet Karşılığı) 1985
- Konya Selçuk Üniversitesi Sempozyum Bildirisi (Konu: Türk Mûsikisi) 1986
- Bakırköy Meslek Lisesi (Konferans Dolayısıyla) 23/05/1987
- TRT’ye yapmış olduğu 37 yıllık hizmet karşılığı 17/01/1987
- Konya Selçuk Üniversitesi (Musikiye Katkıdan Dolayı) 03/05/1987
- Boğaziçi Mûsîki Vakfı Şeref Kurulu Üyesi Olarak 19/12/1987
- İzmir Tabibler Odası Hizmet Karşılığı 02/03/1988
- Bursa Mûsîki Cemiyeti tarafından 1990
- İTÜ. Türk Mûsîkisi Devlet Konservatuvarı (1975- 1990 Kurucu üye olmak nedeniyle) 1990
- Milliyet Gazetesi Sevilen Şarkılar Yarışması (Bir Garip Aşığım Ben) 1990
- Haseki Hastanesi Başhekimlik Hizmeti nedeniyle 1990
- Siirt İli Kültür Derneği Siirt Valisi Eliyle 1990 Veysel Karani Beste Ödülü 24/05/1990
- Samsun Mûsîki Cemiyeti (Mûsîkiye Hizmet) 17/11/1990
- Bursa Belediyesi Konservatuvarı (Mûsîkiye Hizmet) 1990
- Kilis Belediyesi (Bir Park’a isminin verilmesi) 1990
- Dr. Alâeddin Yavaşça Yök tarafından İ.T.Ü. TSM. Devlet Konservatuvarına Profesörlüğe atandı.
- Bunlar dışında, çeşitli Lions ve Lioness Dernekleriyle, Rotary Kulüplerinde, Türk- Alman Dostluk Derneğinde, Türk- Amerikan Üniversiteliler Derneğinin yapmış olduğu Konuşmalardan aldığı ödüller, vb… 1990
- Alâeddin Yavaşça, 10 Ekim 1991′de Devlet Sanatçısı olarak ödüllendirildi.
- Gaziantep Üniversitesi Rektörlüğünce Fahri Doktora 26/05/1992
- Samsun Kültür ve San’at Derneği onur üyeliği 1992
- Türk Hekimleri Dayanışma Vakfı Katkı Ödülü 1992
- Bursa Devlet Klasik Türk Müziği Korosu Koruma ve Yaşatma Derneği, Katkı Ödülü 1993
- TRT Genel Müdürlüğü, Türk Müziğine Katkı ve Hizmet Ödülü
- Kilis Eğitim Vakfı, Üstün Hizmet ve Yardım Ödülü 1994
- Mersin Bahçelievler Mûsîki Derneği Onur Üyeliği 1994
- Cerrahpaşa Tıp Fak. Türk Mûsîkisi Korosu Hizmet ve Şükran Ödülü 1994
- Aachen, Türk- Alman Dostluk Cemiyeti Onur Belgesi 1994
- İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hizmet Belgesi 1995
- Hacettepe Üniversitesi Gönül Dostları Kulübü Hizmet ve Onur Ödülü 1995
- İstanbul Erkek Lisesi Mezuniyeti 50. Yıl Ödülü 1995
- Kilis Kültür Derneği Genel Merkezi (Ankara) Onur Üyeliği 1995
- Eskişehir Halk Eğit. Merk. TSM. Korosu Şükran ve Onur Üyeliği 1995
- Trabzon Müzik ve Halk Oyunları Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1995
- Hacettepe Üniversitesi Takdir ve Şükran Ödülü 1996
- Hacettepe Üni. Dede Efendi’nin 150. Ölüm Yıldönümü münasebetiyle yapılan müzikli söyleşiye katkı ve şükran ödülü 1996
- İskenderun Mûsîki Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1997
- Lions Derneği Katkı ve Onur Ödülü 1997
- Malatya Mûsîki Cemiyeti (İlgi ve Katkı Ödülü) 1997
- Dede Efendi’nin 150′nci ölüm yıldönümü münasebetiyle Samanyolu TV’den naklen verilen konser için ödül 1997
- YOYAV “Yoksullara Yardım Vakfı” (Kilisteki Baba Evini yoksul çocukların yetiştirilmesi için Vakfa hibe etmesi dolayısıyla) 1997
- MÜZDAK “Hayat Boyu Başarı Ödülü” 1997
- İstanbul Musiki ve Kültür Derneği “Üstün Hizmet Ödülü” 1998
- Kartal Belediyesi “Türk Kültürüne Hizmet ve Katkı Ödülü” 1998
- Konya Valiliği ve Selçuk Üni. Rektörlüğü “Cumhuriyetin 75. Yılı münasebetiyle 1998 Türk Müziği Etkinliklerine Katkıdan” 1998
- YOYAV Hizmetlerime Katkıdan 1998
- Türk Mûsikisi Vakfı “Türk Musikisine 50 yılı aşan Hizmet ve Katkı” 1998
- YOYAV için bestelediğim marş dolayısıyla ödül 1998
- Cumhuriyetin 5′inci yılı dolayısıyla Cumhuriyetle yetişen ve besteleriyle Türk Kültürüne hizmetten dolayı Balıkesir Vilayetince verilen ödül 1998
- Kilis iline sosyal ve Kültürel kalkınması yolunda katkıdan dolayı Kilis Valiliğince verilen ödül 1998
- Kilis Vakfına gösterilen ilgiden dolayı Kilis Vakfı Başkanlığı’nın verdiği ödül. 1998
- SAMDER “Sağlık Mensupları Derneği” “Hizmet Ödülü” 1999
- Kayseri Erciyes Üniv. Rektörlüğünce verilen San’ata Hizmet Plâketi 1999
- Nazilli Belediyesi “Türk Musikisine Hizmet Ödülü” 1999
- Samsun Valiliği Türk Mûsikisi
- Lions İnternasyonal “Türk Kültür ve Üstün Hizmet Ödülü” 1999
- Türk Tabipler Odasından (Tıp Fakültesinden Mezuniyetimin
- Yılı münasebetiyle) 1999
- Kıbrıs Girne Belediyesi “Türk Sanat Musikisine Hizmet Ödülü 2000
- Mersin Rotarien’lerden “Türk Kültürüne Hizmet Ödülü” 2001
- Gaziantep Üniversitesi’nden “Türk Musikisine Hizmet Ödülü” 2001
- Kilis Üniversitesi Temel Atmaya Katkıdan dolayı “Kilis Belediye Başkanlığından” 2001
- Kilis Üniversitesi Temel Atmaya Kuruluşuna katkı “Kilis Valiliğinden” 2001
- Fevziye Mektepleri Vakfı, Okul Aile Birliği Ödülü 2001
- Türk Edebiyat Vakfı’ndan “Türk Kültürüne Katkı Ödülü” 2001
- Beşiktaş Musiki Derneği “Yavaşça Gecesi” “Vesile Ödülü” 2001
- Girne Belediyesi’nden “Unutulmayan Bestekârlar Anısı Ödülü” 2001
- Kültür Bakanlığı “Konya Kült. Ve Turizm Derneği”nden Ödülü” 2001
- Gaziantep Türk Mûsikisi Derneğine Onursal Üyelik 2001
- TKHV- Türk Kültürüne Hizmet Ödülü 2001